Discussion about this post

User's avatar
Asu Öğülmüş's avatar

Pazar günü yazısını pazartesi okumaya başlayıp salı bitirmek; aslında yorumu da çarşamba yazsam olurmuş.☺️ Teşekkürler yine dolu dolu bir bülten sunmuşsunuz 🙏🏻 Camus Meursault karakterini Mutlu Ölüm kitabında da kullanıyor hatta çok şaşırmıştım okuyunca. Orad da katil oluyor. Ama bu sefer daha bilinçli. Oradaki Meursault hayatı yabancıdan daha iyi anlamlandırmış bir tavır sergiliyor sanki. Ama bence yine hala,hep boşlukta sallanan bir tip Meursault.

Metin Altıok ne güzel bir şairdir. Yol Şarkısı şiirinde “ yitirdiklerim de oldu, kazandıklarımın yanında” diyor. Hakikaten yolun şarkısı, hayat, bu değil mi aslında? Ölümü ile hepimizi bütün bir toplumu “bir acıya kiracı” bıraktı. Onu hatırldığım zamanlarda hep şunu soruyor iç sesim;

bir şairi kim öldürmek ister ki? 🥀

Expand full comment
bp's avatar

Bartleby sendromu diye bir şey var. Yazmayı bırakan, yazarlık kariyerinin zirvesindeyken yazmamayı tercih eden yazarları betimlemek için kullanılan bir sendrom. Hatta bu öykünün yaratıcısı da bu sendroma girenlerden. Bu yazarlardan bazılarını merak ederseniz diye (https://onedio.com/haber/yazdiklarina-doymadik-bartleby-sendromuna-yakalanarak-yazmayi-erkenden-birakan-yazarlar-828908)

Ben bu sendromu her meslek için kullanabiliriz diye düşünürüm. "Kumdan Kaleler" i ve "Bartleby" i aynı yazıda görünce, "Kumdan Kaleler" de bu sendroma yakalanmış mıdır acaba diye düşünmeden edemedim. Tek albüm <<bence çok başarılı bir albümdür>> çıkarıp, sonrasında ortadan kaybolmak.

Expand full comment
6 more comments...

No posts