Çok güzel bir giriş olmuş. Bol belirsizlikler içeren bir süreçte bu yazıyı okumak iyi geldi ;)
Aslında uzun uzun yazdım da, daha çok kendime yazmış gibi oldum. Paylaşmak istemedim. Düşüncelerimi anlık olarak yazıya dökmek bile iyi geldi, bu okuma sonrasında :)
Ali selam, çok teşekkür ederim yorumun için. 🙏 Bazen hissettiklerini bir başkasının tanımlaması iyi geliyor. Hele kendi düşüncelerini yazıya dökmek veya seslendirmek zihnini iyice berraklaştırıyor. İyi gelmesine çok sevindim, tüm belirsizliklerin de gönlüne göre çözülmesini diliyorum. ☺️ Görüşmek üzere. 👋
Esasında doğru veya yanlış diyemem, her tecrübe kendine özel ve anlamlı. 👍🏻 Bununla beraber “can-do attitude” da denilen “yapabilirim yaklaşımı” sayesinde olmazların olduğuna iş yaşamında ziyadesiyle rastladım. O sebeple kaygı dolu bu dünyada optimizme bir şans vermek gerek derim. ☺️ Değerli yorumunuz için çok teşekkürler. 🙏
Ne güzel değerlendirmişsiniz, öncelikle sizin de elinize sağlık. 👍🏻 Duygularımız olmazsa olmazımız. Bir bilgiyi duygularımızla eşleştirmediğimizde yeterince öğrenemiyoruz. O bakımdan duygularımızı saklamak veya hiçe saymak gibi bir fikir tabii ki doğru ve sağlıklı değil. Epiktetos da aslında benim anladığım, duygularımızı saklamaktan ziyade, bu duygular hakkındaki yargılarımızı gözden geçirmemizi anlatmak istiyor. Yani ben bu duyguyu neden yaşıyorum? Bunları gözden geçirdikçe, bir davranışı değiştirdikçe, bununla birlikte alışkın olduğumuz sinaptik bağlantıları zayıflattıkça bilişsel uyum doğrultusunda konular hakkında tutumumuz da değişiyor, ileriki duygularımızı kontrol edebilmeye başlıyoruz. Tabii duygularımızdan sorumlu limbik sistemimizin birden çok öğesi var. Elimiz yandığında bizi alarma geçiren de limbik sistemimizin nadide bir üyesi olan amigdalamız. Ancak duygularımızı kontrol edebilince gidip soğuk suya tutma veya krem sürme fikrini üretebiliyoruz. ☺️ Tekrar teşekkür ederim yorumunuz için. 🙏
Çok güzel bir giriş olmuş. Bol belirsizlikler içeren bir süreçte bu yazıyı okumak iyi geldi ;)
Aslında uzun uzun yazdım da, daha çok kendime yazmış gibi oldum. Paylaşmak istemedim. Düşüncelerimi anlık olarak yazıya dökmek bile iyi geldi, bu okuma sonrasında :)
Severek okuyoruz :)))
Ali selam, çok teşekkür ederim yorumun için. 🙏 Bazen hissettiklerini bir başkasının tanımlaması iyi geliyor. Hele kendi düşüncelerini yazıya dökmek veya seslendirmek zihnini iyice berraklaştırıyor. İyi gelmesine çok sevindim, tüm belirsizliklerin de gönlüne göre çözülmesini diliyorum. ☺️ Görüşmek üzere. 👋
Ben de beklentimi düşük tutanlardanım ve bunu doğru sanıyordum.😯
Esasında doğru veya yanlış diyemem, her tecrübe kendine özel ve anlamlı. 👍🏻 Bununla beraber “can-do attitude” da denilen “yapabilirim yaklaşımı” sayesinde olmazların olduğuna iş yaşamında ziyadesiyle rastladım. O sebeple kaygı dolu bu dünyada optimizme bir şans vermek gerek derim. ☺️ Değerli yorumunuz için çok teşekkürler. 🙏
Ne güzel değerlendirmişsiniz, öncelikle sizin de elinize sağlık. 👍🏻 Duygularımız olmazsa olmazımız. Bir bilgiyi duygularımızla eşleştirmediğimizde yeterince öğrenemiyoruz. O bakımdan duygularımızı saklamak veya hiçe saymak gibi bir fikir tabii ki doğru ve sağlıklı değil. Epiktetos da aslında benim anladığım, duygularımızı saklamaktan ziyade, bu duygular hakkındaki yargılarımızı gözden geçirmemizi anlatmak istiyor. Yani ben bu duyguyu neden yaşıyorum? Bunları gözden geçirdikçe, bir davranışı değiştirdikçe, bununla birlikte alışkın olduğumuz sinaptik bağlantıları zayıflattıkça bilişsel uyum doğrultusunda konular hakkında tutumumuz da değişiyor, ileriki duygularımızı kontrol edebilmeye başlıyoruz. Tabii duygularımızdan sorumlu limbik sistemimizin birden çok öğesi var. Elimiz yandığında bizi alarma geçiren de limbik sistemimizin nadide bir üyesi olan amigdalamız. Ancak duygularımızı kontrol edebilince gidip soğuk suya tutma veya krem sürme fikrini üretebiliyoruz. ☺️ Tekrar teşekkür ederim yorumunuz için. 🙏